Monday, April 30, 2007

1 Mayis...


















Turkiye'de her gecen gun buyuyen gericilige yurekten karsi cikan, bunun icin meydanlari dolduranlara selam... Ayni yuzleri 1 Mayislar'da yoksulluga, esitsizlige, adaletsizlige ve elbette ki gericilige karsi yururken de gormek umuduyla...

Yasasin 1 Mayis!..

Friday, April 27, 2007

Secin artik kimi sececekseniz...


Uzatmayin isi, surundurmeyin... Nasil olsa kim gelirse gelsin ABD'ye, AB'ye ve onlara gobekten bagli Turk burjuvazisine calismayacak mi? Nasil olsa yoksul daha yoksul, zengin daha zengin olmayacak mi her gecen gun? Secin artik bitsin, kafamizi kirletmeyin bos tartismalarla!..

Aclik, yoksulluk, adaletsizlik karsisinda sus-pus oturan ama kendi kucuk burjuva ozgurlukleri kisitlaninca (bkz. ay turban mi takacagiz yaaaniiii) kaplan kesilen darbeci, fasizan Kemalist kucuk burjuvalar, siz de sesinizi kesin eger hicbir sey yapamiyorsaniz. Oyle Anayasa Mahkemesini one surup yillarin basarisizligini kapatmaya calisirken, siyaseti iyice ne idugu belirsiz hale getirmeyin. Nasil olsa kacamayacagiz bu sondan, bari oturup hep birlikte "Kendim Ettim Kendim Buldum"u dinleyin, daha durust olur. Hele de sakin ola demokrasi mitingleri vb yaparken bir yandan da orduya gaz verip, basimiza bela etmeyin. Secilsin artik... Turbanli da olsun sakalli da... Mustahak bize...

Sececek ve secilecek adamlarin hepsi bir, hic merak etmeyin. Meseleyi asil boyutlarindan uzaklastirdikca daha cooook zihinsel masturbasyon yapariz biz turbanla takkeyle...


Kime sordumsa seni doğru cevap vermediler.

Kimi alçak, kimi hırsız, kimi deyyus! dediler...

Künyeni almak için, partiye ettim telefon.

Bizdeki kayda göre, şimdi o mebus dediler!...


Neyzen Tevfik



1) "Canim o kadar da degil yani, AKP de bilmem ne..." diyenlere bir adet mutlulugun resmini yolluyorum. Bakip bakip dusunurler... (Ah Nazim Usta!..)
2) AKP'den zerre kadar hoslanmadigimi herkes bilir, ancak bu Kemalist kucuk burjuva zihniyetinden de (benim de bir zamanlar tasidigim) biktim usandim. Hele ki son donemde ortaya cikan "siradan fasizme" goz kirpan Kemalist-kucuk burjuva-fasizan-darbeci zihniyetten iyice tiksindim ve en az AKP kadar (belki daha da) fena bir sey olabilecegini dusunuyorum. (bkz. darbe, resmi ideoloji, hapis, baski...) kim ne derse desin.

Sunday, April 22, 2007

Penceremden...




Hava gunesli artik... Sicak da... O zaman da boyle gorunur penceremden dunya... Ayni dunya cagirir beni; bir yuruyus yapayim bari derim. 4 saat surer, kopamam cicekten, bocekten, sokaktan...
Lisans ogrencilerinin yurdunda kalsaydim daha farkli olurdu manzaram. Iyi ki degilmisim; zira bikinileri cekmisler, gunes altindalar... (kutuphaneye giderken gordum, oradan biliyorum) Oyle resim koysaydim, "boyle gorunuyor dunya" diye, sevgili sevgilim beni de bu resimlere photoshoplardi... (sevgilinin photoshoplamasi bile ne guzel)
Kisacasi, aman aman ne guzel pencereden bina gormesi demek istiyorum.

Thursday, April 19, 2007

Aksam bilgisayar basinda...


Hmmm... Arapca odevi neymis bugun...

Aaa, yarin ders yoktu lan; odev de yok; oh be bir gun de ara olsun. Ama oglen Azerbaycan hakkinda bir konusma var unutma. Sittir yaa, o arapca konusma da yarindi degil mi? Neyse, Azerbaycan olayi daha keyifli, hem de yemekli... (yuzde belesci ve yavsak bir keyif ifadesi)

Neyse, su belgeye baslayayim o zaman ama once su maillere bakalim... Aaa Haykel cevap yazmis! Aha, Haykel 'tamam' demis, birlikte yapiyoruz modern ortadogu olayini! Hsstr carsambaya kadar okuma listesi mi? Neyse, hazirlayamadim, bulamadim derim, oturur kendi hazirlar... Ben de okurum, isi ne, koskoca profesor, hazirlasin. Ben bilsem, ona niye ihtiyacim olsun...

Michael Cook isini ne yapsam yaa? Ulan ben ne anlarim ortacag islam tarihinden? Neyse iste, amac o ulan, okuyup ogren... Neyse, hadi bismillah bir mail atayim... (Dear Professor Cook...)

Hmmm... Sali oglen yemekli konusma: Meksika'da hodo hodo (not al... yemek yer cikarim), ogleden sonra Suudi Arabistan uzerine konusma (tikla: delete), Osmanli'da pitircik sorunu (hah kaydet bunu, kimmis, hmmm)........

Eh, mailler de bitti, su belgeye bir bakalim neymis... "Azerbaycan Hukumeti'nin", "tamim"? yok, "teanum", cik o da degil (ne bu ya, minicik yazmissin elif mi lam mi belli degil, eh bee, gozum oldu 5.5, neyse...) haaa "te'min", "te'min-i mesarif"... (benzer mucadelelerden sonra bir an: abi ben ne yapiyorum burda yaa... Hani iktisat, Keynes, Marx falan?.. Nerdeyim la ben? Bu ne? Azerbaycan Hukumeti Istanbul'dan bazi masraflar icin para istiyor? Iyi de...

Hooop, daldin yine, hadi bakiyim, belge...) "muduriyet-i umumiyesine mahal mezkur"...

Offf sirtim agrimis bee... Saat de 11bucuk, eh tamam yetti bu belge...

Aa Alex mail atmis. Cumartesi saat 10 D-Bar. Iyi hadi bakalim...........

Wednesday, April 18, 2007

Penceremden...


Penceremden boyle gorunur dunya... Ozellikle hava kapaliysa ve henuz cicekler acmamissa... Karsida pek cok hasta ruhlu GC (bizim yurdun adi: Graduate College) sakininin penceresi. Ders calismadiklari ve yalnizliktan aglamadiklari zaman onlar da arada bir benim odaya dogru bakiyorlardir eminim, "olmadi, yine olmadi yazdigim paper, benden bir bok olmayacak iste" diye dusunerek...
Fizik Bolumu'nden bir kizla tanistim gecen, bizim yurdun barinda (bkz. asagidaki fotografta, ulan ne boktan barmis burasi be diye hayal kirikligi yasiyorum aslinda) barmaidlik yapiyordu ve cin tonigimizi hazirlarken ilk sozu "evet fizik okuyorum ama Einstein olamayacagim" oldu. Burada mutluluk kriterleri bunlarla olculuyor malesef...
Offf, buradaki graduate ogrenciler... Actirmayin konuyu...
Neyse... Bakiyorum uzaktan onlara... Dusunuyorum...

sana ne...
















ademi balçıktan yoğurdun yaptın,

yapıp da neylersin, bundan sana ne

halk ettin insani saldın cihana

salıp da neylersin bundan sana ne



bakkal mısın teraziyi neylersin

işin gücün yoktur gönül eğlersin

kulun günahını tartıp neylersin

geçiver suçundan bundan sana ne



katran kazanını döküver gitsin

mümin olan kullar didara yetsin

emreyle yılana tamuyu yutsun

söndür şu ateşi bundan sana ne



sefil düştüm bu alemde naçarım

kıldan köprü yaratmışsın geçerim

şol köprüden geçemezsem uçarım

geçir kullarını bundan sana ne



kaygusuz abdal der cennet yarattın

cehenneme nice kulları attın

nicesin ateş-i aşk ile yaktın

yakıp da neylersin bundan sana ne

Uzaktan... Hep uzaktan... Her seye uzaktan...


Kim okur, kac kisi okur bilmem. Bunlar baskasi okusun diye mi yazilir, onu hic bilmem. O halde neden yazilir, ah onu hic sormayin... Zaten ben de yazayim demedim. Yok yok, sikayet etmiyorum. Ne bileyim, oyle iste... Kendi kendime, "kime, ne yaziyorsun" diye sorunca oyle sorular, cevaplar karisti birbirine...

"Hediyedir bu sana, iyi bak, daha da guzellestir" dedi bir guzel ve onemli kisi. Ben de birazcik degistirdim, biraz ekledim, cikardim... Bakalim ne olacak!..

Bundan cok memnun olmasam da ekledigim ilk resimde de kendim varim. Iste ne bileyim, ne zamandir gormeyenler gorsun diye... Gorulecek bir sey varsa tabii... :)

Bir de oyle sanatsal calismalar yaptigim yok fotograf makinasi denilen aletle... Eh, kedi-kopek resmi mi koyayim... Kendiminkini koydum...
Off cok gevezelik ettim...
Hadi eyvallah...